Nar Yetiştiriliciği

Bir ılıman iklim meyve türü olan narın ana vatanı, Ortadoğu, Anadolu ve Kafkasya ile İran Körfezi arasında kalan bölge olup binlerce yıldır üretimi ve tüketimi yapılmaktadır.

Nar bitkisi, doğal olarak küçük yapılı ağaçlar olduğu için birim alana dikilen fidan sayısı ve dolayısıyla ürün miktarı fazladır. Hasat ve ilaçlaması kolay, muhafaza ve taşımaya dayanıklılığı, uzun bir dönemde pazar olanağı gibi avantajları olan bir bitkidir. Nar, Türkiye’nin hemen her bölgesinde görülür. En çok Ege, Akdeniz ve Güneydoğu  Anadolu bölgelerinde yetiştirilmektedir.

Nar tatlı, mayhoş ve ekşi olmak üzere 3 farklı tat değerine sahiptir. Farklı yörelerde, farklı kullanım şekilleri vardır. Nar, bitki kökünden meyve çekirdeğine kadar her yönüyle değerlendirilebilen önemli bir endüstri meyvesidir. Nar genellikle taze olarak tüketilmekte ise muhafaza süresi uzun olduğundan ( 2–3 ay ) değişik şekillerde tüketimi de yaygındır.

Demir, potasyum ve C vitamini açısından çok zengin olduğu için en ideali taze tüketilmesidir. Ekşi nar sularından, sirke ve sitrik asit elde edilmektedir. Ayrıca kaynatılıp koyulaştırılarak çorba ve salatalarda limon yerine kullanılır. Tansiyon düşürücü, ishal ve dizanteri  tedavilerinde kullanılarak ferahlatıcı ve serinletici etkisi vardır. Nar kabuğunda bulunan zengin tanen, deri işleme sanayinde ve meyve sularının durulaştırılmasında, çinko zehirlenmelerinin önlenmesinde yoğun olarak kullanılır. Ayrıca nar kabuğu ve çiçeklerinden boya ve mürekkep imalinde yararlanılır. Nar çekirdekleri, pamuk tohumu ile aynı oranda yağ içermektedir. Yağ sanayinde arta kalan posa, östrojen hormonu içeren en zengin bitkidir. Bu da besin unu olarak hayvan yemlerine katılarak süt verimini arttırır.

Narın Morfolojik ve Fizyolojik Özellikleri

a) Ağaç Özellikleri
Nar bitkisi, 1–5 m boyunca çalı ya da ağaççık şeklinde bulunur. Çok dallı bir taca sahip olup, genç dallar köşeli, koltuk sürgün uçları sivri ve iğ şeklindedir.

b) Yapraklar
Yaz sürgünlerinde sık bir şekilde bulunurlar. Kenarları tüylü, üst yüzeyleri dumanlı ve açık yeşil renktedir.

c) Çiçekler
İki eşeyli, büyük, kendine özgü nadiren sarı ya da beyaz renkte ve kokusuzdur. İlk dönemde oluşan çanak şeklinde çiçekler meyve bağlanmaktadır. Diğer meyve türlerine göre daha geç çiçek açtığı  ve çiçeklenme periyodu uzun olduğu için  çiçeklenme döneminde oluşabilecek ilkbahar geç donlarından korunur ve aynı ağaçta uzun bir zaman periyodunda gerçekleşen çiçeklenme nedeniyle soğuk zararı söz konusu olsa bile yeni açan çiçekler sayesinde üretici zarar görmez.

d) Meyveler    
Meyveler parlak kırmızı, sarımsı, yeşil ya da beyazımsı renkte derimsi yapıda bir kabukla kaplıdır. 5–15 cm çapında ve küreseldir. Meyveler taneli, tohumlar köşeli ve serttir. Hasat edilen meyveler, dayanıklı meyve kabuğu nedeniyle  depolama ve taşıma sırasında diğer meyvelere oranla daha az zarar görür. İri meyve yapısına sahip olduğu için hasat kısa zamanda yapılır.

e) Tozlama 
Büyük ölçüde böceklere olur. Bazı narlar ise kısır çiçeklere sahiptir.

f) İklim istekleri 
İklim ve toprak istekleri bakımından seçici olmayan nar, deniz seviyesinden 1000 m yüksekliğe kadar hemen her yerde yetiştirilir. Yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlı geçen yöreler uygundur.
Kışları sert geçen bölgelerde, güneye yakın yönlerde don zararından kaçınmak için önlenebilir. Bitki genellikle -10’C dereceye kadar dayanır. -15’C ve daha düşük sıcaklıklarda dallar, -20’C de bitki zarar görür. Tropik iklimlerde her dem yeşil olmasına karşılık, suptropik ve ılıman bölgelerde yaprağını dökmekte,  çok az bir soğuklama ihtiyacı göstermektedir.

g) Topraklama İstekleri 
Nar, çok çakıllı kumlu topraklardan, killi ve ağır topraklara kadar hemen her türlü değişik  toprak tiplerinde yetişebilir. Ekonomik ürün alabilmek için en uygun topraklar; derin, tınlı, geçirgen, hafif alkali, organik maddelerce zengin olanlarıdır. Ayrıca çok kurak ve çok nemli topraklar koşullarında da yetişebilir. Birçok bitki türü için zararlı olabilecek 6 milimhos/cm tuz miktarına tolerans gösterebilmekte, her iklim şartında 150 ile 200 yıl kadar yaşayabilmektedir.

h) Dikim 
Narlarda, genellikle ilkbahar ve sonbahar dikimi yapılır. Nar bahçesi 2,5m*4m, 3m*4m, 4m*4m veya 3m*5m aralıklarla tesis edilir. Fidan çukurları, 40 cm çapında 40–50 cm derinlikte açılır. Çukurun içine, 2–3 kürek yanmış çiftlik gübresi ile toprak karışımı konur. Bir yaşlı fidanlar, kök boğazının toprak seviyesinde olmasına dikkat edilir. Fidanın yanına herek çakılarak bağlanır. Fidanın çevresi çanak yapılarak, bolca can suyu verilir.

i) Budama 
Budama zamanı, kışın ve yazın olmak üzere iki devrede gerçekleşir. İlk yıl dikiminden sonra fidanın boyu 50–60 cm’den budanır. Eğer fidanın boyu kısa ise, sürgünler 2–3 göz üzerinden kesilerek kuvvetli büyüme teşvik edilir. Çalı formunda bitki olması nedeniyle, dipten farklı yönlerden çıkan 3–4 dal seçilerek,  50–60 cm’den tepeleri vurulur. Alçak taçlanmaları sağlanır. Bunların dışında çıkan dip sürgünleri devamlı kesilir. Şekil budamasına 2–3 yıl devam ettikten sonra, ağaç verime yatınca, meyve veren dallar uç kısımlarda olduğu için uç alma işlemi bırakılır. Seçilen 3–4 gövde dışında çıkan dip süpürgeleri, obur ve kurumuş dallar kesilir. Nar, dikiminden itibaren 3.yılda ürün vermeye başlar. 5. ve 7. yıllarda tam verime geçer. Uzun yıllar verim verir. Ağaç yaşlandığı ve verim azalması başladığı zaman ( 20-30yıl ), toprak üstü gövdeleri kesilerek, yeni sürgün teşekkülü sağlanarak gövdeler gençleştirilir.

j) Gübreleme 
Gübreleme, yaprak ve toprak analiz sonuçlarına göre yapılmalıdır. Bilinçli bir gübrelemenin amacı, bitkinin ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin, gereken miktarda ve zamanda, bitkinin alabileceği formlarda toprağa vermektir.  Eğer analiz yaptırılmadıysa ve besin elementi noksanlığı belirtileri görülmüyorsa organik gübre verilir.
Organik gübreler içinde  en çok kullanılan çiftlik gübresidir. Çiftlik gübresi  hem bitki besini içerir hem de toprak ıslah edici özelliği vardır. İlk yıllarda ağaç başına 5–10 kg çiftlik gübresi verilmeli daha sonraki verim yıllarında 40–50 kg a kadar çiftlik gübresi gövde çevresine, dal uçlarının ulaştığı mesafeye kadar serpilerek toprağa karıştırılmalıdır. 
Ayrıca narlara organik gübre olarak fiğ ve bakla bitkileri, dikiminden önce veya sonraki yıllarda sıra aralarına dikilir. Çiçeklenme döneminde sürülerek toprağa gömülür.
Genel olarak verime yatmış narlarda ticari olarak: 

Amonyum sülfat: 500–600 gr 
Triple süper fosfat: 200–300 gr
Potasyum sülfat: 150–300 gr uygulaması yapılabilir.

k) Sulama
Narlar sıcak ve kurak hava şartlarının yanı sıra, nemli ve serin toprak şartları da isterler. Yağışların yeterli olmadığı dönemde, narlarda sulama şarttır. Kaliteli ve bol ürün elde etmek ve meyvelerin çatlamasını önlemek için düzenli sulamanın ( 10–15 gün arayla ) önemi büyüktür. Nar sulama zamanı ve miktarları iyi ayarlanmalıdır. Eksik veya aşırı sulamalarda meyve kabuğunda çatlamalar görülebilir. Narlar genellikle tava ve karık usulü yöntemi ile sulanmaktadır. Damla sulama, mini spring veya sızdırma usulü sulama narlar için idealdir. Özellikle odun gözlerinin sürmesi, çiçek tomurcuklarının görünmeye başlaması ve meyve gelişmesi döneminde bol miktarda sulanmalıdır. Meyve olgunlaştığında, derimden 10–15 gün önce sulama kesilmelidir.         

l) Toprak İşleme 
Narlarda toprak işleme diğer meyvelerde olduğu gibi yapılır. İlk yıllar toprak derin sürülerek, mümkün olduğu kadar ağaç gelişmesine yardımcı olmak ve ot kontrolünü sağlamak hedeflenir. Diğer yıllarda, toprak işleme ot kontrolü ve toprağın havalandırılması fazla derin olmayacak şekilde ağacın köklerine zarar vermeden yapılmalıdır.

m) Hasat ve Depolama 
Narlar çeşide özgü irilik ve rengi aldığında ve kalikslerin dışa doğru kıvrılmaya başladığı devrede, bölgelere göre değişmekle birlikte genellikle Ağustos ayından başlayarak Kasım’a kadar uzun bir süre hasat edilir. Hasadın geniş bir zaman periyoduna yayılması, işçi bulma ve pazarlamadaki sıkışıklığa engel olur. Nar meyvesi sonbaharda toplandığı için halk arasında doğal olarak nemli ve serin yerlerde ( kuru kum ), 2–3 ay saklanmalıdır. İdeal depo şartlarında ( +5 C de % 75–80 oransal nem ), 2 aya kadar sağlıklı bir şekilde muhafaza mümkündür. Narlar genellikle tek tek makasla kesilerek hasat edilirler. Hasattan sonra bir kısmı pazara bir kısmı depoya konularak muhafaza edilir.

Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ( YAYÇEP ) Meyvecilik 2


Nar Hastalıkları ve Mücadelesi: 

Genellikle taze ve meyve suyu olarak tüketilen nar, son yıllarda meyve yetiştirme tekniği, gıda teknolojisi, depolama ve taşıma alanlarında görülen gelişmeler sonucu daha çok tanınan, üretimi ve tüketimi yıldan yıla artan bir meyve durumuna gelmiştir.

Toprak ve iklim koşulları yönünden çok seçici olmayan narın yetiştiriciliği sırasında karşılanan önemli sorunların başında; meyvelerin zararlanmasına, ürün ve kalite kaybına yol açan hastalık ve zararlılar gelmektedir.

İlaçlama Tablosu :
DİKKAT

Aşağıdaki tabloda etken maddelerin çoğu yurt dışında ruhsatlı olup kullanılmakta, ülkemizde ise nar da  bir kısımın  ruhsatı yoktur. Bu sebepten  hastalık ve zararlı görüldüğünde Tarım il müdürlüklerine başvurarak izinli ve reçeteli olarak ilaçlama yapılması gerekliliği önemledir. Global gap sertifikasyonuna uygunluğu yönüyle de sertifika veren kurumlarla irtibata geçmeniz gerekmektedir.

 

Zararlı Etken Madde ve Uygulanması
Yaprak biti DELTAMETHRIN
Trips&Lobesia SPİNOSAD
Afitler

THIACLOPRİD, THIAMETHOXAM,BIFENTRIN

Alternaria PYRACLOSTROBİN BOSCALİD ,  CYPRODINIL+FLUDIOXONIL
Enpoasca(Emici zararlılar) THIAMETHOXAM
Virachola(nar kelebeği)

INDOXACARB, DİAZİNON,FLUFENOXURON,

SPINETORAM,LAMBDA(yılda enfazle 1 defa uygulanır),

FLUFENOXURON(yılda en fazla 2 defa uygulanır.)

Harnup güvesi BACİLLUS THURENGİENSİS
Salkım güvesi&Portakal güvesi TUZAKLA YAKALANAN ZARARLI EŞİĞİ HARNUP GÜVESİ ORANINA ULAŞIRSA AYNI İLAÇLAMA TEKRARLANMALIDIR.
Akdeniz meyve sineği

DELTAMETRİN

BACİLLUS THURENGİENSİS(Erken dönemde tespit edilir ise)

THIAMETHOXAMA

Alternaria :

  

 

Kahverengi Leke Hastalığı:
Hastalık, ilkbaharda genç yapraklarda, çiçeklerde ve küçük meyvelerde görülür. Yapraklarda küçük, koyu renkli lekeler oluşur. Hastalık ilerledikçe bu koyu renkli lekeler, düzensiz genişler ve yapraklarının yarıya yakın bir kısmını enfekte edebilir. Hastalık küçük meyveleri de enfekte eder. Genellikle kaliksten başlayan koyu kahverengi büyük lekeler şeklinde semptom oluşturur. Kabuk, kuru, mat bir görünüm alır. Gelişme geriler, ileri dönemlerde kabuk çatlamaları ortaya çıkar.


Mücadelesinde:

- Çiçek tomurcukları kararmaya başladığında,
- Taç yapraklar dökülünce,
- Meyveler yarı büyüklüğe ulaşınca,

Yapılacak fungusit uygulamaları başarılı sonuçlar vermektedir. Difenoconazole, 150+ propiconazole, 150 tebuconazole, 25 mancozeb, 80 ve bakır hidroksit etkili maddeli fungusitlerin dönüşümlü kullanılması uygundur. Ayrıca ağaç üzerinde kalan ya da yere dökülen enfekteli meyvelerin toplanması, sık dikim yapılmaması önemlidir.


Coniella Granati Meyve Çürüklüğü:

Hastalık, meyveleri enfekte etmektedir. Kabuk üzerinde düzensiz ve birçok sert siyah nokta şeklinde leke bulunur. Bu lekelerin etrafı, kalın koyu renkli bir hale ile çevrilidir. Siyah nokta şeklindeki lekeler bu halenin içinde yer alır ve düzensizdir. Hastalığın şiddetine ve nar çeşidine göre aynı meyve üzerinde çok sayıda leke gelişir. İklim koşulları ve çeşit duyarlı olduğundan tüm kabuk yüzeyi bu lekelerle kaplanabilir. Fungus, ağaç üzerinde önceki yıldan kalan hastalıklı meyveler ve yere dökülen enfekteli meyveler üzerinde kışı geçirebilir.


Mücadelesinde:

- Tam çiçeklenme döneminde,
- Meyveler fındık iriliğine gelince,
- Meyveler 1/3 iriliğine ulaşınca,
- Meyveler yarı büyüklüğüne gelince,

Yapılacak fungusit uygulamaları önerilmektedir. Difenoconazole, 150 + propiconazole, 150 tebuconazole, 25 mancozeb, 80 ve bakır hidroksit etkili maddeli fungusitlerin dönüşümlü kullanılması uygundur.


Aspergillus Meyve Çürüklüğü:

Hastalık, meyve olgunlaşma dönemine yakın daha çok görülür. Depolanan narlarda da önemli bir sorundur. Kalikse (çiçek burnu) yakın meyve üzerinde önce renk açılması görülür. Enfekte olan bölgede kabuk yumuşar, sulu bir görüntü alır. Enfekteli bu kısma çürükçül böceklerin de gelmesiyle hastalık hızla ilerler. Meyve kesildiğinde tüm meyve içinin siyah renkli fungus ile kaplandığı görülür.


Penicillium ve Trichoderma Meyve Çürükleri:

Genellikle kaliksteki herhangi bir böcek zararından sonra görülen çürümelerdir. Depolanan narlarda   meyve çürümelerine yol açarak zarar verirler. Meyve dıştan sağlam görünse de içi açıldığında tamamen çürümüş olduğu görülür.


Gövde Zamklanma Hastalığı:

Hastalık etmeni, toprak kaynaklı bir fungustur. Ağır, su tutan, drenaj problemi olan yerlerde hastalık daha zararlıdır. Özellikle toprağa yakın olan kök boğazında önce kabukta kuruluk görülür. Daha sonra kabuk dokusu çatlar. İletim demetleri, fungusun enfeksiyonu nedeniyle tıkanır ve kahverengileşir. Ağaçta sararma ve gelişme geriliği başlar. Şiddetli enfekte olan bitkiler kurur. Salma ve çanak usulü sulama yapılmamalıdır. Karık usulü ve damlama sulama tercih edilmelidir. Sulama sırasında kök boğazı ve gövdenin ıslanmaması önemlidir. Sulama ve yağmur suları, hasta ağaçların olduğu bölgeden sağlam ağaçların olduğu bölgeye taşınmamalıdır. Derin dikimden kaçınılmalıdır. Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde bahçe tesis edilmemeli veya bu gibi yerlerde sırta dikim tercih edilmelidir. Dikim öncesi fidanın kök ve gövdesi %1,5’ luk bordo bulamacına batırılmalıdır. Toprağa bol organik madde verilmelidir. Ağaçların hızlı sürgün faaliyeti gösterdiği ilkbahar, yaz ve sonbahar sürgün dönemlerinde 200 gr / 100 lt su dozunda fosety / A.l etkili maddeli ilaçlardan birisi ile ilaçlama yapılmalıdır. Ayrıca kök boğazına 500 gr / 100 lt su dozunda metalaxyl etkili maddeli bir ilaç, ağaç başına yarım teneke olacak şekilde uygulama etkili olarak önerilebilir.


Yosun Oluşumu:

Yosun oluşumu daha çok besin maddesi olarak fakir olan yerlerde, ağır bünyeli topraklarda, sık dikim yapılmış ya da fazla gövde gelişimi olan bakımsız bahçelerde sorun olmaktadır. İlkbahar ve yaz döneminde, gövde ve dallar üzerinde kırmızımsı renkte yosun oluşur. Yosunlar kışa doğru kadifemsi, grimsi yeşil bir renk alır.Yosun gelişimi sırasında dallarda kabuk çatlamaları görülebilir. Bununla birlikte, bitkide doğrudan bir zarar oluşturmaz. Sadece yaşam ortamı olarak gövde ve dallarda gelişmektedir. Kış ve ilkbahar aylarında, gövde ve dalların % 1’lik bordo bulamacı veya bakır içerikli diğer ilaçlarla iyice yıkama şeklinde ilaçlanması ile yosun gelişimini önlemek mümkündür.





Meyve Çatlamaları:

Narda meyve çatlaması genellikle olgunluk aşamasında ortaya çıkmakta ve olgunluk ilerledikçe çatlamış meyve miktarı da artmaktadır. Bu sorundan dolayı yüksek miktarda verim kaybı olabilmekte, hatta meyve çatlaması sonucu ürünün yarısı bile kaybedilebilmektedir. Meyve çatlaması, kabuğun iç gelişme basıncına dayanamayıp ani şekilde yırtılması ile oluşmaktadır. Çeşit özelliği, hasadın geciktirilmesi, olgunluk zamanı düzensiz ve aşırı sulama, kabukta güneş yanıklığı, kabukta fiziksel zararlanmalar, hasat  zamanındaki yağışlar, bitki beslemedeki dengesizlik, yüksek gece gündüz sıcaklık farkı, kuraklık ardından esen sıcak rüzgarlar, yüksek yerlerde erken kar yağmasıyla hava sıcaklığının ani şekilde düşmesi, bazı hastalıklar ve zararlılar, narda meyve çatlamasına neden olan faktörlerdir. Meyve çatlamasının kontrolü için çatlamaya dayanıklı veya erkenci çeşit kullanılması, düzenli ve yeterli sulama yapılması, hasadın zamanında ve birkaç defa yapılması, hasat öncesi GA3 uygulaması, meyvelerin güneş ışığından korunması, aşırı azot gübrelemesinden kaçınılması ve sert budama yapılmaması gibi önlemler alınmalıdır.





Güneş Yanıklığı:

Olgunluk zamanında, özellikle koyu renkli nar meyvelerinde gün boyu aşırı ışıklanma nedeniyle meyvenin güneşe bakan kabuk yüzeyi yanmaktadır. Yanmış bölge tamamen siyah bir renk almakta ve zamanla bu bölge üzerinde küçük çatlaklar oluşmaktadır. Meyve çatlamasının en büyük nedenlerinden biri olan güneş yanıklığının önlenmesi için meyveler olgunluk öncesi aşamada güneşe bakan yüzeyleri kağıt ile kapatılmakta veya torbaya alınmaktadır. Bu uygulamanın yapıldığı bahçelerde hastalık ve zararlı mücadelesi çok dikkatli yapılmalıdır. Bu bitin uygulama özellikle unlu gelişimi için uygun ortam hazırlamaktadır. Bu bahçelerde biyolojik mücadele uygulanmalıdır. Uygulama yapılan meyvelerin kabukları daha parlak ve pürüzsüz olmaktadır.


Dolu Zararları:

Vejetasyon dönemi süresince oluşan dolu yağışı, ağacın tüm organlarında zarar oluşturmaktadır. Genellikle doludan en çok etkilenen kısım meyvelerdir. Dolu yağışı sonucu meyveler yaralanmakta ve kabukta oluşan bu yara dokularının oluşturduğu leke ve deformasyonlar meyvenin pazar değerini yitirmesine neden olmaktadır. Dolu zararlarını önlemek için ağaç sıralarının üzeri net ( bir çeşit koruyucu örtü ) ile kapatılmalıdır. Bu örtü,  dolunun hızını keserek meyvelerin zararlanmasını önlemektedir.






Nar Zararlıları:

Harnup Güvesi:


Harnup güvesi, birçok meyvede zararlıdır. Kelebekleri gri, küf renginde ve 8 – 10 mm uzunluğundadır. Larvası ( kurtçuk ) pembemsi yapıda olup, baş kahverengidir. İlk kelebekler Nisan, Mayıs ayları arasında görülür. Ancak, nar meyveleri zararlının yumurta bırakması için uygun olmadığından bu dönemde zarar söz konusu değildir.

Harnup güvesi, nar meyvelerini kurtlandırarak, meyvelerin çürümesine ve pazar değerinin düşmesine neden olmaktadır. Zararlı, yumurtalarını ben düşme döneminde, özellikle güneş gören meyvelerin kaliksine ( meyve tacı ), genellikle tek tek bırakmaktadır. Yumurtadan çıkan larvalar, ilk önce meyve tacına daha sonar ise meyve içerisine girerek, tanelerde beslenmektedir. Bu şekilde zarar görmüş nar meyvelerinin dış kabuğunda önce kahverengileşme daha sonar ise meyvenin tamamının çürüdüğü görülmektedir.
 

 


Akdeniz Meyve Sineği:

Akdeniz meyve sineği, birçok meyvede zarar yapmaktadır. Zararlı 4–6 mm boyunda ve sarımsı kahverengi bir sinek olup, kanatlarında siyah ve kahverengimsi şeritler bulunmaktadır.

Akdeniz meyve sineği, yumurtalarını meyveler ben düşme döneminde iken meyve kabuğunun altına bırakır. Larvası , kirli beyaz renkli ve bacaksız olup, bir meyvede birden çok sayıda bulunabilmektedir. Akdeniz meyve sineğinin larvaları, meyve içindeki tanelerde beslenerek narların zamanından once olgunlaşıp dökülmesine veya kurtlanarak çürümesine neden olmaktadır. Ayrıca, larvaların beslenmesi sonucunda meyve kabuğunda yumuşama ve çöküntü oluşmakta ve bu meyvelerin Pazar değerini düşürmektedir.


Mücadelesi:

Harnup güvesi ve Akdeniz meyve sineğinin mücadelesinde, kültürel uygulamalar çok önemlidir. Bunun için; zararlılara konukçuluk eden diğer bitkiler nar bahçesi içerisinde yetiştirilmelidir. Ben düşme döneminden itibaren yere dökülen meyvelerin toplanarak bahçeden uzaklaştırılması veya ağaç üzerinde kalmış nar meyvelerinin toplanarak toprağa gömülmesi zararlı yoğunluğun düşürülmesi açısından çok önemlidir.


Nar Yaprak Biti:

Nar yaprakbiti sadece narda zarar yapmakta olup, sarımsı yeşil renkte, 1–3 mm boyunda, oval yapılı böceklerdir. Yaprak altında, sürgün uçlarında, çiçek ve meyveler üzerinde yerleşerek koloniler oluşturan zararlı, daha çok sık dikim yapılmış, düzenli budama yapılmayan, nem oranı yüksek, yoğun ilaçlamaların yapıldığı bahçelerde sorun oluşturmaktadır.

Nar yaprakbiti, bitki öz suyunu emerek beslenmekte ve bu sırada salgıladığı tatlımsı sıvı madde ile fumajine (siyah küf tabakası) neden olmaktadır. Yoğun fumajine bağlı olarak bitki gelişimi zayıflamakta ayrıca, ürünün kalitesini ve pazar değerini düşmektedir.


 

Turunçgil Unlubiti:

Turunçgil unlubiti, birçok meyvede zarar yapmaktadır. Zararlı, uzunca oval yapıda olup, üzeri ince beyaz mumsu tozlarla kaplıdır. Genç bireyler (larva), uzunca, kirli gri renkte olup, erginlere göre daha küçüktürler. Unlubit, narlarda meyvelerin kaliks veya meyvelerin birbirine değdiği yerlerde emgi yaparak genç meyvelerin dökülmesine ve meyve kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Ayrıca, beslenme sırasında salgılanan tatlımsı madde ile de meyvelerde fumajin oluşturmaktadır.


Nar Beyazsineği:

Nar beyazsineği başta nar, armut, alıç, şeftali ve elma olmak üzere birçok bitkide zararlıdır. Erginler limon sarısı renkte ve kanatları şeffaftır. Yaprak üzerinde çok yavaş hareket eden erginlerin bulundukları yaprak yüzeyi ve üzerleri beyaz toz şeklinde mumsu madde ile kaplıdır. Beyazsinek erginleri, nar yaprakları oluşmaya başladığında  görülür.

Nar beyazsineği, bitkinin yaprak altında beslenerek, bitkiye doğrudan zarar verdiği gibi yoğun tatlımsı madde salgılayarak da fumajine neden olmaktadır.